29 Aralık 2009 Salı

Sessizlik beni dilsiz yaptı..




Imm..





Konuşmak,söyleyebilmek lazım gelsede içimdekileri,susmam gerek sanırım böylesi daha iyi...


Velhasıl kelam yarın doğum günü olan herkesin doğum günü kutlu olsun..


18 Aralık 2009 Cuma

Okul anıları:1 PaylaŞtıkça..


Efendim..şöyle başlamak gerkir ise.Derslerden Ali Hoca'nın dersidir.İki haftada bir yapacacağımız bir etkinliğin detayları konuşulmuş ve herkese üzerine düşen görev verilmiştir.Sonra Ömer söz alır:"Hocam,biz geçen sene kendi sınıfımızda da böyle birşey yapıyorduk ve ikramda getiriyorduk"der.Sevgili Ali hocamız ise:"valla ömer ben karışmam,arkadaşlarınlada konuş getirirseniz yerim"der ve güler..(:

Gel zaman git zaman iki hafta geçer.Ali hocanın dersi gelir.O gün Emre nöbetçidir,ama o da derse gelir.Sonra güzelce yapmamız gerekenler yapılır.Tam sohbet muhabbete dalıcaz derken.Ömer ve Emre ayağı kalkar ve dolaptan kocaman bir kutu çıkarırlar.:( Kendileri söylediği için ilk,bize baklava almışlar.Hem de "reklam yapma"dedi Şeyda o yüzden yapmıycam.xD

Ayrıca düşünceli arkadaşlarımız,kardeşlerimiz peçete,çatalı bile düşünmüşler.Kendi aralarında para toplamışlar ve baklavayı dolapta saklamışlar,derse kadar hiç farketmedik yani..Manevi değeri çok büyük bir incelik oldu benim için,herkes için.Kendilerine de teşekkür ettim ama burdan tekrardan ediyorum.Yusuf,Emre,Ömer ve Emrah'a çok güzel bir jestti saolun.

Ama biz kızlar hiç altında kalırmıyız bu güzel hareketin..? Tabi ki kalmayız.Benim dahiyane fikrim sayesinde biz de haftaya lahmacun getirmeye karar verdik,yanında da ayran.xD

Hepsi bir yana çok güzel birgündü.Birkez daha farkettim yaşadığım an'ların paha biçilemez olduğunu,arkadaşlarımı okulu ne kadar sevdiğimi...:(

Sonra yine ayrılık geldi aklıma,ne kaldı ki şunu şurasında.Ali hoca daha neler göreceksiniz dedi.Liseden sonra hiç umudum yok! Üniversite başlasın ve hemen bitsin..!

İşte böyle güzel birgündü.


Mutlu olmak için yetermiş meğer küçük şeyler,bunu yine anladım.

Ayrılık için ise yetermiş mesafeler,kabullenmeye çalışmaktayım.

11 Aralık 2009 Cuma

YaŞ Otuz beŞ..

Gün,yeni yeni ağarıyordu.Güneşin ışıkları odamın içerisini aydınlatmaya başlamıştı.Eskisi gibi değildi artık sabah uyanışlarım,nazlanabileceğim kimse yoktu uyanışlarımda,uyabilmek için ise mecalim.
Her zamankinden farklı bir hüzün hakimdi bu sabah içime.Yataktan kalkıp pencereyi araladım.Kimsecikler yoktu sokakta.Issızdı her yer.Bu daha çok içimi acıttı.Aslında bahaneler arıyordum.Bu günümü kötü geçirmek,üzülecek bişeyler bulabilmek için.Çünkü bugün,34 yıl önce dünya'ya geldiğim gündü.İlk kez bu kadar içimi acıtıyordu bugün.Yıllar boyunca hızlıca geçmesini istediğim zamanın,durmasını istiyordum artık.Aslında çok güzel bir doğum günü hediyesi olabilirdi bu benim için.İçimden zamanın geriye dönmesi için Allah'a dua ettim."Neden olmasındı ki diye düşündüm"Ama sonra saçmaladığımın farkına varıp pencereyi kapatıp,içeri girdim.
Ayaküstü birşeyler atıştırdım öylece.Eskiden kahvaltı derdim buna.Annem hazırlayıp,ailemle beraber iken.Ama artık yalnızdım,yapayalnız...Yıllar akıp giderken sevdiklerimi de alıp götürmüştü.Ağlamak istedim bir an,bütün gün boyunca.Ama onu bile beceremedim tam olarak.Eskiden deliler gibi istediğim şeylere sahiptim artık.Ama mutlu olamıyordum sanki..:(
Telefonun çalması ile birlikte bı derin düşüncelerden bir an olsun sıyrılabildim.Arayan lise yıllarımdan eski bir arkadaşımdı.Sesini tanıyamadım önceleri,sonra tanıtınca kendi hatırladım.Doğum günümü hatırlamış,kutlamak istemiş yıllar sonra..
Bütün karamsar duygularımdan sırıldım o an sanki.Dün gibi canlanı verdi bütün anılarım..:(
Telefonu kapattım.Oturu verdim öylece bir yere,halının desenlerini inceledim uzun uzun..
Ve kendime bir 35 yaş hediyesi vermeye karar verdim.Mutlu olmak,kendimi mutlu hissedebilmek,mutlu etmek gibi bir hediye.Hazırlanıp dışarı çıktım.Dilediğimce dolaştım sokaklarda.Zaman ve mekan sınırlaması tanımadan.
Hemen hayalini kurardım böyle avera avera dolşmanın lise yıllarındayken.İnsan o zaman kendini bulurmuş öyle diyordu bir kitabında " Mehmet COŞKUNDENİZ" tabi yanlış hatırlamıyorsam.Gençken böyle hayallerim vardı işte.Hoş pekte yaşlı sayılmam aslında,yolun yarısı olsada.
Neyse,sonra sahilde bir banka oturdum.Filmlerdeki klişe sahneler gibi elimde koca bir kağıt helva," Kız Kulesi " karşımda.Gülüverdim birden kendime,kendi halime.Ne biliyim komik geldi işte.
Sonra gözüm karşıda ağlayan bir çocuğa takıldı.Ne şeker şeydi öyle.Yeni aldığı dondurması yere düştüğü için,gözyaşları sel olmuştıu.Babası koşar adımlarla gidip,yenisini getirmişti hemen.Mutlu olsa bile gözyaşları dinmemişti yinede.
Neyse ki sonunda oturduğum yerden kalkıp,eve dönmeye karar verebildim.Bugünlük bu kadar yeterdi benim için.Çoktu bile.Bankatan kalkıp yürümeye başlamıştım ki;bir ses duydum

-Teyzeee,teyze diye
Ben olamazdım.!Bana seslenmiyordu bu ses.Hem ben teyze değildim ki.En fazla abla olabilirdim.Hayır,hayır ben değildim.Yoluma devam ettim.Allah'ım yine yanı ses:
-Teyzee,teyze kağıt helvanızı ve çantnızı bankta unuttunuz.
Evet bendim..:( Bu ses banaydı.Teyzemi olmuştum.Büyük bir nefret ile tam arkamı dönecektim ki,annemin:"hadi kızım yine okula geç kaldın"sesiyle uyandım.Allah'ım rüyaymış san şükürler olsun.Hemen koşup aynaya baktım.Teyze felan değil,hala kedimdim..:)
Edebiyat ödevimi yaparken uyuya kalmıştım sadece.içimden derin bir ohh çekerek,kahvaltıya yumulu verdim..xD


"Heyy yabancı yolun yarısı 35 der Sıtkı TARANCI,korkarım 18 sene sonra sarcak içimi derin sancı"xD






nOt:Bu bir edebiyat ödevidir.:)

5 Aralık 2009 Cumartesi

MUHAYYİLE..

Evet yine ben ve benim o bitmeyen sorunlarım.Bu aralar içine kapanıklığım ve asosyalliğim tavan yapmış durumda.Psikolojik sorunlarımda sürekli şekilde artışlar devam etmekte.Psikolağa gitme ihtiyacım hala mevcut."Hayattan emekli olma"isteğimse tam gaz sürmekte.

Bir kitapta geçen ve beni çok etkiliyen "muhayyile" olayına da değinmek istiyorum.Şöyle ki insanlar böle içine kapanık,kendini yetersiz ve aciz hissedenleri.Muhayyile yani hayal alemine öyle bir dalıyolarmış ki;normal hayattan kopuyolarmış.Bu durum bende fazlası ile mevcut.!
Muhayyilemizdeki yaşam bizim yaşamak istediğimiz yaşam ve ordaki biz olmak istediğimiz biz olduğundan,bu durum bize büyük bir haz vermekte ve bizi gerçek dünyadan koparmakta.
Mesela bugün Esma'ya anlattım biraz derdimi,anladı mı bilmiyorum,anlatabildim mi hiç bilmiyorum.Meydana gittik,dolaştık biraz.:( En nefret ettiğim ortamlar;çevremde bir sürü insanın olduğu ortamlar..Uff... sonra hızlıca çıktık oradan,dayanamadım daha fazla..:( Esma'dan ayrıldıktan sonra boş boş dolaştım hiç bilmedğim sokaklarda.Abuk sabuk bulşmalar olsada.
Sonra kitap fuarı gibimsi bişey vardı.Kitaplara baktım bol bol ve tutamayıp aldım yine.Harcadım bütün parayı yani.:)
Eve geldim şimdi yazmak istedim içimdekileri,yine sıkıntı, yine boşluk hep bi yerlerde....:(

2 Aralık 2009 Çarşamba

Manidar Bir Hediye..

Ihım Ihım...

Nerden başlasam konuya acaba..?? Çok şey yazmak istiyorum fakat başlayamayorum.Ama bir yerden başlamak lazım değil mi..??
Herşey geçen sene ki dönemin,ilk edebiyat dersinde başladı.Yeni bir edebiyat öğretmeni;şöyle ellili yaşlarda,biraz soğuk gibi ve azıcık itici sanki.İlk izlenimler böyle idi.Sonra dersler ilerledikçe nasıl muhteşem bir hoca ile karşı karşıya geldiğimizin farkına varmaya başladık.İlk kez bir hoca salt bilgiyi bırakıp,bizimle sohbet ediyo ve derinlere iniyorduk.Dersler muhteşem geçiyo,duygularmızı ifade ediyorduk.Edebiyat derslerini iple çekiyordum.Bazı komplekslerim hariç.Düşünceleremizi rahatça paylaşabiliyor,zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorduk.Hele hocanın konu arlarına şıkıştırdığı o şiirleri,konuyu tam özetleyen muhteşem dizeleri,kabul etmesede muhteşem okuyuşu..

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.
Cahit KÜLEBİ.

İşte böyle derslerimiz ,gerçekten ders gibi geçer ve gerçekten ögrenirdik.Son senemizi de beraber geçirririz diye hayal ediyorduk hep.Ama öyle olmadı.:(
Sevgili hocamız Çagrıbey and.lisesindeydi artık.İlk duyduğumda şok oldum çok üzüldüm,aslında daha çok sitem ettim,kızdı(dık)m.Sonra bir arkadaşımız sayesinde hatice ve ben de hocaya mektup yazmaya karar verdik.Bütün içimizdekileri yazdık.Bi kere ona kırılıp ders dinlemekten vazgeçtiğimi,Hatice'ye:"hangi Hatice"diyince üzüldüğünü felan.Sonra hocadan bize eski kitaplarından hediye etmesini istedik.(yüzsüzlük işte xD..) Hani şöyle eski,ilerde onu hatırlatıcak bişey.


Mektubu Büşra vericekti.Her sabah Büşra verdin mi..? diye diye delirttim kızı.Ama sağolsun sonunda vermiş.
Ve bugün hocamız bizi ziyarete geldi.Öğle paydosunda sunum odasında toplandık ve birkaç hocamızın da dersini alıp tam 120 dk boyunca dinledik,konuştuk,hüzünlendik,eğlendik. Konuşmanın başında hoca Emre'ye birşeyler gettirtti,poşetler içinde.Hiç aklıma gelmedi tabi kitap olcacağı,unutmuşum bile..(:

-Hocam bırakın sizi bulmuşuz.Napıcaz onları felan.diyoruz.

Ama canım hocam o zahmetlerle oluşturduğu kütüphanesinden bizim için bir sürü kitaplar seçmiş.Ve mektup yazanlarınkini imzalamış.
Çağırdı beni ve Semiha AYVERDİ'nin "Yolcu Nereye Gidiyorsun" adlı kitabını verdi.

"Bal tadında bir ömür dileğiyle" yazıyodu.Ve kitabı aldığı tarih 06.03.1976
idi.Çok güzel bi hediye oldu benim için. Ömrümün sonuna kadar saklıcağıma eminim.Çok güzel dakikalar geçeirdik,zaman çabuk geçsede güzeldi.Gittiğine pişman olmuş hocamızda,anlattı bol bol.
Büyülü bir gündü,her yönden.Buna ihtiyacımız vardı bu aralar.
Böyle bir öğretmene,böyle arkadaşlara ve bu okula sahip olduğum için çok mutluyum.Kısacası bugün hüzün ve mutluluk karışımı bir gün olsada.Mutluluk ağır bastı galiba..(:


"Test ile tost karışımı öğrenciler"..(:

25 Kasım 2009 Çarşamba

Katsayı laneti..!!!

Tam herşey düzeldi derken,güzel güzel ders çalışmaya başlamış,sınava 140 gün kalmışken yapılır mı ki bu..??
Şu an gözyaşlarımız akıyo,içimiz acıyo,hayallerimiz yıkıldı.İnsanlar bizim üzüntümüz üzerinden nasıl mutlu olabiliyo ki,anlayamıyorum..??
Bu kadar kötü mü herkes,hayat bu kadar acımasız olamaz,olmamalı.
Gözyaşlarım akarken beni teselli eden arkadaşlarım,canlarım hepmizz ,çok kötüyüz.Bittik biz ya.

Emre' nin haberi alınca inanmayışı,Gülsümün gözyaşları,Esmanur'un tesellileri,Şeyda,Zeynep...ve ismini sayamadığım bütün arkadaşlarım;hepimiz bittik,yıkıldık.

Hayatım kaydı benim (bizim).Haksızlık bu,çok büyük bir haksızlık.Ama dualarımız var.Rabbim yüzümüzü güldürecek inş.Buna bütün kalbimizle inanıyoruz.Bilgisi olmayanlar için;


http://http//www.internethaber.com/news_detail.php?id=217945

19 Kasım 2009 Perşembe

Hastahane...

Dört gündür okulumdan ayrı evde,istirahatteyim.Şükür iyileştim ve yarın inş. okulumda olabilecem.Bu günlerde birşey farkettim ki sağlık gerçekten çok önemli imiş.Hele anne ve babanın değeri paha biçilemez..!! Aileme ne kadar haksızlık ettiğimi bu hastalık dönemimde farkettim.
Bişey daha farkettim aslında;biz evimizde mutlu mesut oturuken her akşam,çoğu kişi hastahanelerde birçok hastalıkla boğuşuyo,şükretmek lazım.Gerçekten çok zor küçücük çocuklar,yaşlı teyzeler...
Birde hastahene katliamları yok mu..çok ürkütücü, valla.
Sonra anneciğimin yanındaki teyzecikle (onun da benimle aynı yaşlarda olan oğlu hasta imiş..ama ne oğul:p) dertleşmesi tam bir komedi yani,tahammül etmek imkansızdı hasta hasta.

Bir köşeye çekilip o insanların çaresizce koşuştumalarını izlemek insanın içini gerçekten çok acıtıyo,insan kendi derdini unutuyo neredeyse.Durumu çok çok kötü olan insanlar var.Allah yardım etsin.
Bu arada içim içimi yiyio,bir öğretmenime çok büyük saygısızlık ettim.Üzerinden kaç gün geçti,yarın fiyakalı bir özür dilesem kabul eder mi acaba..??
Uff çok büyük düşüncesizlik ettim hem de en edilmemesi gereken kimseye.Okula gider gitmez ilk iş özür dilemek olucak.
Bakalım yarın n'olacak sevgili bloğum,bend merak ediyorum.Hadi hayırlısı...

Nedense bu hastahane muhabbeti beni ta,dokuzuncu sınıfa "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanına götürdü.
Neden acaba..(:

8 Kasım 2009 Pazar

Nefret EDİYORUMmM..!!!




Abuk sabuk şakalardan,ailemle aramı bozan danışman hocalarından,


abuk sabuk konuşan arkadaşlarımdan,okula gitmek zorunda olmaktan,


test çözmekten,konu çalışmaktan,beni anlamayan herkesten,dershaneye gitmekten,


sürekli imalarda bulunanlardan,kendini bişey sananlardan,salak saçması duygularımdan,


hayatımı mahvedenlerden,ukalalıkta sınır tanımayan insancıklardan,benim istemediğim halde akan gözyaşlarımdan,beni görmemekte ısrar eden gözlerden,nasihat çeken sözlerden,


matematikten,fizikten,okul idaresinden,sokakta tip tip bakan kişilerden,anlayışsız insanlardan,yazılıdan düşük not almaktan,çıkarcı kişiliklerden,kurduğu iki cümleden birini sallayan, bugün röportajını okuyup hayal kırıklığına uğradığım kişilikten,kitapların sonunu istediğim gibi bitirmeyen yazarlardan,insanları görünüşlerine göre nitelendiren kişilerden,önyargılardan,kendine bakmayıp (benim gibi) başkasını eleştiride sınır tanımayanlardan,günü günü tutmayanlardan,babamın sinirlenmelerinde,annemin tuhaf tepkilerinden,aileme haksızlık ettiğim için kendimde,irade sahibi olamamaktan,hocaların ayrımcılık yapmasından,okulda 9.sınıflardan,ottan,çöpten,Taklitçilerden,kıskançlardan "o"ndan,bundan,diğerinden..ve daha sayamadığım birçok şeyden,birçok özelliğimden ve çevremdeki birçok kişilikten Nefret EDİYORUMm..!!!




Ne yazık ki ne kadar nefret etsem bile hiçbirşey farketmiyo,yapcak bişey yok ama bu hayat böyle gitmez.!


Bir çeki düzen vermek lazım ya hadi hayırlısı..




5 Kasım 2009 Perşembe

Büyümüşüz farkında olmadan.

Hergün bir adım daha yaklaşıyorum galiba..
Günler hızlı geçiyo olsa da an'ları yaşıyorum,mutluyum.
Bitiyo olsa da bazı şeyler,bu sene daha az pişman olacağım gibi.
Bir bakış,bir gülüş,bir özür karıştırıyor kafamı,napıcam bilmiyorum.
Ama bugün anladım galiba; üç sene sonra aynı ortamda, aynı şartlarda, tek fark büyümüş olmamız.
Düşüncelerimizde büyümüş.
Bu olgunluk oluyo galiba..
Bilmiyorum kafam karışık ama mutluyum,bir daha dönemeyceğim bu yılların tadını çıkarıyorum.
Bugün Ali hoca da söyledi."Bu sıralardaki arkadaşlıklarınızı koruyun.Nereye giderseniz gidin birbirinizi çok arıyacaksınız" dedi.
Artık daha iyi anlıyorum bazı şeyleri,daha olgun karşılıyorum.
Daha mantıklıyım gibi ama duygularım yine de ağır basıyo.
Bir an oluyo uçuyorum mutluluktan,sonra...
Sonrası yok aslında, güzel cümleler kurucam, hüzün olmasın bu yazıda.
İçimde tek bir ukte kalmadan "elveda" demek en güzeli olsa gerek..(:
Tarifsiz duygularım,belki de isyanlarım var ama kabullendim gitmeyi,alıştırdım kendimi.
Bekliyorum AYRILIK VAKTİNİ...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Hep Bi Boşluk..

04.04.2009


..Susuyorum.Susmak ne kadar dertlerime çare olacaksa,o kadar susuyorum. konuşmak istiyorum bazen,hem de susmak istiyorum ama bir taraf ağır basıyor hep,sessizce susuyorum. Günlerim normal gözüksede,aslında kimsenin anlayamayacağı kadar anormal bu aralar.Düşlerimse bir o kadar ütopikleşti yine, hayal gücüm ise sınırları zorluyor.Olmıyacak düşler peşinde savrulup duruyorum.Zaman dursun istiyorum bu arlar sık s ık.Hep bu yaşımda,lise yıllarımda kalmak,hep bu günleri yaşamak istiyorum.

Yaşamak zorunda kalıyorum akıp giden hayatı öyle ya da böyle.Ailemi,dost dediğim kişileri kısacası insan tanımına sığdırılabilecek herkesi tanımaya,kavramaya çalışıyorum.Ama olmuyor beceremiyorum sanırım.O kadar imkansız ki insanları anlamak,hiç çakmadığım fizik dersini anlamak bile daha kolaydır eminim.(:

Bir boşluk var sanki hep bir boşluk...O boşlukta yaşıyorum sanki,öylesine derin bir boşluk ki sonunu göremiyorum,kaybolmak,yok olmakta istemiyorum.!
İstediğim gibi , istediğim saate kadar dolaşamıyorum sokaklarca keyfimce,bırakamıyorum kendimi boşluğa.Adeta bir hiçim bu boşlukta,bunu derinden hissediyorum."Devler ülkesinde tek bücürüm sanki." Devlerin beni ezip geçmesinden çok korkuyorum.Yaşamak için dev olmak gerek biliyorum.Belki yaşamkta istemiyorum.!
Dev olup yaşamayı,cüce olup kaybolmaya yeğliyorum..:(

27 Ekim 2009 Salı

Meczub 'um


Tam zifiri karanlık oldu derken,birden güneş doğmasın mı..(:

Heyecandan dilim de tutulmasın mı..

Kaptırsam mı kenidimi güneşin göz kamaştıran ışığına, yoksa hiç doğmamış,karanlıkmış gibi mi devam etsem...?

Ama güneş bu ,nasıl yok sayılır ki..??



Yine yeşerdi umutlarım,çocuksu duygularım çıktı suyun yüzüne..


Dikkatle baktım bugün güneşime..(:



Uzak değil çok yakındı.

Gözlerim kamaşmadı,mutlu oldum sadece......(:


24 Ekim 2009 Cumartesi

Rap in Prensesi..


Uzun zamandır kendisinden haber alınamayan, müslüman bir eşle evlendikten sonra müslüman olduğu haberleri yayılan ,feminizmin ve Fransadaki rapin en önemli bayan temsilcilerinden olan Diam's bir cami çıkışında çekilen bu fotoğrafıyla islamiyeti seçmekle kalmayıp, ona uygun yaşamaya başlıdığını da bariz bir şekilde göstermiş oldu.Özellikle yaptığı açıklamada söylediği cümle ile kendisine birkez daha hayran kaldım."Doktorlarda bulamadığım huzuru,islamiyette buldum." demiş.Muhteşem bir açıklama olmuş.Herkes yaptığı seçimlerde özgür,islamiyeti seçmekle çok doğru bir karar vermiş bence.Fransa da pek hoş karşılanmasa dahi,bence isabetli bir karar olmuş.Ne diyelim Rap'le kalsın sonsuza kadar..(:

19 Ekim 2009 Pazartesi

Öyle bir geçer zaman ki...

"Ayrılırken söylenen sözler,beraberken yaşananların özetidir."


Ayrılık vakti gelmiştir artık...
Kalbin sızlar konuşamazsın,hem ne söyliyeceksindir ki.Susarsın,içinden çok şey geçer aslında,toparlayıp düzgün bir cümle kuramazsın.İçine atarsın söyliyeceklerini,haykırmak istersin,cesaretin yoktur.Gözyaşların akmaya başlar istemdışı,hıçkırıklara boğulursun bir an, farkında olmadan.



Gözlerin anlatıyordur aslında söylemek isteyipte,sustuklarını.Onca yılı nasıl birkaç dakikaya sığdırabilirsin ki.Susarsın,belki de susmak en güzel şekilde anlatır o an herşeyi.Gözyaşlarına hakim olmak istersin,ama onlar senden bağımsız akar.Bütün güzel şeyleri hatırlarsın o an,o güne kadar yaşanan,o kişiye ait olan ,bütün güzel şeyleri.

Artık vakit tamamdır;kalbindeki acı,sustukların, gözlerinden yansır karşındakine.Son kez bakmak istersin onun gözlerine,cesaret edebilsen,ah keşke.. Bu yüzden gözlere bakılmaz bence ayrılırken,eğer bakılırsa herşey daha da zorlaşır.Çünkü gözler heşeyi sözlerden daha iyi anlatır.
Söylenecek tek birşey vardır artık.

"Elveda"

Elveda,en güzel anların,elveda en masum duygularım,elveda ". " sonsuza kadar elveda...

14 Ekim 2009 Çarşamba

İDOLÜMm..xD

Yine derslerden bir ingilizce dersidir.Geçen seneden itibaren dersimize giren ve zevkle,şevkle ders işlemimizi sağlayan hocamız;muhteşem insan, süper şahsiyet,mimiklerine bayıldığım,bizden nefret eden sayın ingilizce hocamız, sınıftan içeri girer.Sevgi dolu sözcükler ve o güler yüzüyle bize selam verir demeyi çok istesemde,öyle olmaz.Bir "good morning class" diyişi vardır ki,anlatamam.Bugünkü dersimizde aynen bu şekilde başladı.
Arkadaşlardan biri,"hocam bu saat ders çalışsak,bir daha ki saat konu işlesek" gibi bir cümle kurma gafletinde bulundu,zavalllım başına geliceklerden habersiz tabi..
Sonra hocamız o bayıldığım, bittiğim mimikleriyle( bu konuda ciddiyim,bir insanın mimimkleri bu kadar mı güzel olur ya.) aynen şu cümleyi kurdu" paşa gönül kriterleriniz bilir,ben size yazılıda çıkıcak konuları sayıyım" dedi.
HönK,ha yazlı mı..??
Başladı saymaya;saydı,saydı,saydı.Zavallı biz, neye uğradığımızı şaşırdık.Hocaysa zafer kazanmış bir şekilde sayması bittikten sonra,"şimdi ağlayabilirsiniz demez mi" başka bir hoca olsa uyuz olurdum.Ama bu hocanın öyle bir söyleyiş tarzı var ki öl,bit yani.
Dersimiz ne kadar işkence modunda geçse dahi,hocanın sinirlenip bağırması,hele o iğneleyici orjinal lafları yok mu bayılıyorum ya.xD Çok değişik bir kişiliği var ya,bazen çok farklı tepkiler verebiliyo.Üzülüyorum bazen onun için.:(
İdolüm benim ,seviyorum valla onu,ne kadar bizden nefret etse,dersi işkenceye çevirse de. Öğretmen sonuçta,ne kadar öğretmedi demsem bile öğretmiştir yani.Hakkı ödenmez.(:

7 Ekim 2009 Çarşamba

ALIŞVERİŞ..


Alışveriş yapmayı sevmeyen var mıdır acaba..? Genel itibariyle alışveriş yapmak çok sevilen ve bağımlılık yapan bir merettir.Bende eline geçen parayı harcabilme potansiyeli olan bir kimse olduğuım için,alışverişe bayılırm.Alışveriş dediysem yanlış anlaşılmasın, böyle küçük kendi çapında bir alış ve veriş benimkiler. Alşışveriş sonrası aldığım şeylere yapılan yorumlara uyuz olurum hep,nedendir ama çok itici gelir bu yorumlar,yorum yapanı boğasım gelir adeta.xD


Diyelim ki çok beğenerek aldığınız bir müzik çalar,dinliyosunuz,memenunsunuz felan..Sonra kendini bilmezin biri gelip

-Aaa ne kadara aldın..?

-x TL`ye

-Hadi ya,seni kazıklamışlar."X "mağazasında daha ucuz.

-(heh sanki nerede ucuz diye sordum)

-Aaa şey ya bunun diğeri daha güzel hani şu bir üst modeli.

-yapma ya git al o zaman.!

-Arada bir verirsin dinleriz artık..

-hA,hani beğenmemiştin..yorumsuz.


Lütfen çevremizdekilerin yaptığı alışverişler sonrasında, onları üzecek,pişman edicek yorumlarda bulunmayalım..(: Alışveriş yapmak hassas ve geri dönüşü olmayan bir mevzuudur.

Alınan şeyi beğensekte beğenmesekte en fazla bir hayırlı olsun,güle güle kullan,ne biliyim en kötüsü başında,üsütünde paralansın.vs gibi şeyler söyleyin ya da susun yahu!!


5 Ekim 2009 Pazartesi

Umutsuzca beklemek umudu..

Hayal kırıklığına uğramayan var mıdır acaba hayatta..??
Hiç yanılmayan,umutları yıkılmayan hiç..Ya da çoçuklar gibi mutluyken,havalarda uçarken yere düşmemiş kimse var mıdır ..?
Herkesin hayatında az da olsa umutların bittiği yerler olmuştur,olucaktırda.Ne biliyim kötü ya,üzücü, can yakıcı bazense.
Hele acını içinde yaşamak,en kötüsü de bu olsa gerek.Soranlara benim hala umudum var derken,aslında herşeyin bitmiş olması.İçinin deli gibi acıyo olmasına rağmen,etrafa gülücükler şaçmak.
Kendini zavallı gibi hissetmek içten içe,acımak birazda kendine.Ama pes etmemek yinede.En ufak bir kıvılcımda yeniden umutların yeşermesi,ve yeni hayal kırıklıkları.Umutsuzda yaşarmış ya insan,sanmam..!!
Ne kadar hayal kırıklıkları olsada ümit etmek,bir umut beklemek güzel şey.
Ne biliyim seni sevmeyen birinin seni seveceğini ümit ederek,sabırla beklemek.Üzülmek bazen,bazense,ümidi yitirmek,pes etmek sonra, vazgeçmek ve en ufak bir tebessümde en baştan başlamak yeniden yine,beklemek,beklemek..
Kimilerininse bambaşkadır ümitleri .Zengin olmak gibi,mutlu olmak gibi,iyileşmek gibi.
Ümit etmek,umutla beklemek ,gerçekleşmeyeceğine emin olduğumuz şeyler için dahi olsa güzel şey..(:

4 Ekim 2009 Pazar

Kimse sormaz neden böylesin diye..:(

Kimse bilmez neden böylesin diye
Kimse sormaz neden sustun diye
Niye döndün sırtını herkese
Ne olacak senin bu halin böyle
Geçmez günler unut kendini bu hayat zor var mı çaresi
Boşver geçsin rüzgarlar essin
Sana da bütün insanlar gibi
Sana da bütün insanlar gibi
Sana da bütün insanlar gibi
Günlerin kötü geçiyor
Umudun yok soranın yok
Sorunun çok Sourberry
İsteğin yok
Gelenin yok
Yorgunsun çok karışık kafan
Unut her şeyi
Sorgulama boşalt içini
Uyan artık geriye bakma
Hayat kısa durma orda
Geçmez günler unut kendini bu hayat zor var mı çaresi
Zaman aksın hızına bakma
Seni dinlemez nasıl olsa
Bırak aksın seni de götürsün
Hepsi hepsi hayat nasıl olsa, hepsi hepsi hayat nasıl olsa ,hepsi hepsi hayat nasıl olsaa,
Doğan güneş seni çağırır
Gidemesin ayakların bağlıdır
Bilemezsin yarın ne olur
Göremesin gözlerin kapanır
Çözemezsin sorunlarını öylece kalırsın öylece kalırsın öylece kalırsın�
Geçmez günler unut kendini bu hayat zor var mı çaresi
Zaman aksın hızına bakma
Seni dinlemez nasıl olsa
Bırak aksın seni de götürsün
Hepsi hepsi hayat nasıl olsa, hepsi hepsi hayat nasıl olsa ,hepsi hepsi hayat nasıl olsa..
.Zardanadam-Hepsi hepsi hayat nasıl olsa...

2 Ekim 2009 Cuma

Okul,vs vs..

Öğretmen sıfatını taşıyan bazı kimseler,neden öğrencilerinin onlardan nefret etmeleri için ellerinden gelen çabayı sarfederler..??
Ellerinden geldiği kadar öğrencilere bişeyler öğretmek yerine,neden onları sürekli azarlarlar..?
Bi de hem bişey öğretemeyip,hemde kendilerini öğretmmen sanmaları yok mu çileden çıkarıyor insanı.
"Ben alışkınım, size iyi nöbetler" :(
Gerçekten üzücü,hemde çok..

30 Eylül 2009 Çarşamba

Imm..şe..şeyy,hı.??



-Şe..Şeyy hocam.

-Hocam ,hocam "X" hocayı gördünüz mü ya..??

-Yok bilmiyorum.( başından savma)

-Ya kusura bakma böldüm sizide.

-Ha, yoo şe..şeyy önemli değil.

(Hoca gider ben kalır.)

-Hocam, hocam ya arkadaş size bişey dicekti,ben böldüm.(:

( Hoca geri döner,ben şaşırır kalırım hı, ha.? nasıl yani.? )

Aklım başka yerde hocayla konuşulur,kelimler boşluktalar sanki,saşkınım,mutluyum ya hani.(:

Sınıfa dönülür,artık çevrimdışı bir şekilde dersler dinlenir mi bilinmez.Nasıl bir halet-i ruhiyedir bu anlatılmaz yaşanır.xDŞaşkın mı denir, içi içine sığmaz mı,mutlu mu bilinmez ,şaçma saçma konuşulur bütün gün saf saf bakılır etrafa.Hani derler ya "Leyla gibi" ha ,işte tam öyle..



Hele birde ikinci hamle gelmez mi,nolcak şimdi..??

Oldu mu yani..??


Bilmem ki ne desem,karmaşık şeyler içinde karmakarışık karalıyorum işte asdas..xD

-Imm o hala hukuk mu istiyo..??

-Şeyy ee..evet yani evt

-Hımm.(:


Güzel birgün mü nedir..??

Yanlış şeyler mi yaşanan bilinmez..!!
Gerekir ise özetlemek;

"Sen karşıdan hızla gel,çarpışalım eskaza."


29 Eylül 2009 Salı

Fazlalık mıyım Ne.??




Bazen ailemi (babcığımı) çok sevdiğim herşeyi onlar için yaptığım zamanlar oluyor.Onlar için çalışmak,emekleri varya hani,onları mutlu etmek çok istiyorum.Ama sadece bazen oluyo bu.Genellilkle ise kendimi ailemde bir fazlalık olarak görüyorum,ait değilim sanki bu aileye fazlalığım işte.! Bu iki gündür daha bi taktım bu fazlalık mevzuna, hani sinirlenince insan ne konuştuğunu bilmez ya, ya da aslında içinden geleni söyler.İşte annemde öyle bişey söyledi ki birkez daha anladım fazlalalık olduğumu.


Belki de abarttım yani,Şeydaya anlattım saçmalama ... diyo.Bilmiyorum.Büyümeye başlayınca hissettim bunu.Evin en küçük üyesiyim, benden büyükler hayatını kurmuş ne güzel yaşıyolar ,bense bilmiyorum işte.


Tamam ailem benim için herşeyi yapıyo,nankörlük etmiyorum ama istedikleri için mi mecburiyetten mi yapıyorlar düşünmeden edemiyorum. Anlıyorsun di mi beni blog.??


Ama az kaldı şu üniversiteyi bir kazanıyım hayırlısıyla kurtulucam belki,belki de pişman olucam ama herşey başka olcucak..!!


Allahtan ki dost diye bileceğim kimseler var ve yanımdalar, seviyorum onları çok.Ailemi de seviyorum aslında, ama bu aralar değil.


Herşey daha güzel olucak inşallah.Evde küçük olunların hep çok sanşlı olduğu düşünülür ya işte en büyük yalan bu..! Keşke hiç doğmasaydım,ya da fazlalık olmasaydım.İsyan değil bu blog,anla beni,bari sen anla..:((

26 Eylül 2009 Cumartesi

Es-Es


Eylül aynının başlamasıyla birlikte yeni sezon da başladı.Ve birçok kanalda aynı içerikli, zengin çocuk fakir kız ya da klasik eğlenceli lise yılları,hırsız-polis kovalamacalarından oluşan birçok dizi start aldı.Dizi izlemekten pek hoşlanmayan ben,hele ki bu sene hiç hoşlanmamam gerekirken birkaç diziyi izlemeye başladım.İşte bu dizilerin başında "Es Es" gelmekte.Dizinin beni çezbetmesindeki önemli etkenleri sıralamak gerekirse ilk olarak dizin müziği;tek kelimeyle muhteşem, oyuncuları ve içeriği şimdilik süper.Umarım ilerleyen bölümlerde reyting uğuruna güzelim diziyi harcamazlar.Herkese izlemesini şiddetle tavsiye ederim.

Arada bir gerçekten kaliteli ve güzel şeyler olabiliyor televizyonda.Tabi bazı kanallarda sürekli çok süper şeyler oluyo,onlara sözüm yok.!

Evet dizinin başlamasına dakikalar kaldı.Gitsem iyi olucak herkese iyi seyirler.(:

SalıN hepsini üstüme gelsinler.
Teker teker karşıma çıksınlar
Güçleri yeterse beni yıksınlar.!
başım dik anlım açıkken ben bu alemde kendimi tek geçerim..!!
Es Es nam-ı diğer Eskişehir.

24 Eylül 2009 Perşembe

Üzgünümdür hayli vesselam..!


Sona geldim.

Bitti herşey. Koskoca üç sene göz açıp kapayıncaya kadar geçti.Ve eminim bu sene de öyle su gibi akıp gidicek farkına varmadan.

Aslında bi son değil,gerçekten yeni bir başlangıç olucak bu seneden sonra.Tabi olamayabilirde.:(


Yeni bir seneye başladık,yepyeni bir eğitim öğretim yılı işte.Ama olmuyo hep bir burukluk,hep bir hüzün hakim her yere.Üzgünüm,üzgünüz belli edemesekte.Zamanı durdurmak,sarıp başa dönmek, belki bazı şeyleri değiştirmek,belki de doya doya yeniden yaşamk istiyor(uz)um o yılları.

Lise ne güzel şeymiş böyle...Ne güzel yıllarmış geçirdiklerimiz.İlk arkadaşlıklar,paylaşmalar,kardeşlikler.Geri dönmesi imkansız,hatırlandıkça gülümseten üç koca yıl.Bazen sıkılarak giderdim okula,bazen nefret ederdim hocalardan,sınıftan.Ama olsun kişiliğni bir türlü çözemediğim birçok hocayı,abuk sabuk tipleri,yazılı heyecanlarını herşeyi çok özliycem.Henüz ayrılmadım okuldan evet,bir senem daha var.Ama artık kendimi buralara ait hissetmiyorum. Arkama bakmadan uzaklaşmak istiyorum.Belki de kızgınlıktan üzüntüden sürekli sitem ediyorum .Neden, acı tatlı yıllarımı geçirdiğim,farkında olmadan sevdiğim ait olduğum okulumdan,sıramdan,arkadaşlarımdan ayrılmak zorundayım ya da neden bu kadar tutkuyla bağlandığım lise yıllarım beni acımadan ortada bırakıyor??.:(


İnanmıyorum, lise bitince herşeyin eskisi gibi olacağına, içimi en çok bu acıtıyo.Kendimi de biliyorum belki de ben ihanet edecim birçok güzelliğe,unutucam herşeyi.Yeni gelince eskiyi bırakıcam geçmişte.Mız mız çocuklar gibi hissediyorum kendimi.Günlerce ağlamak istiyorum yitirdğim,kıymetini bilmediğim güzelim yıllara.


Nefretle süzüyorum okulun yeni sakinlerini.Hepsi birer düşman gibi geliyor gözüme.Benim olan şeyler şimdi onların olucak,haksızlık değil mi bu..?? Birkaç ay sonra gidince biz uzaklara,onlar sahip olucak bizim olanlara.Aynı haksızlığı bende yaptım bir zamanlar farkındayım.Ama hasssasım bu aralar,üzgünüm,bitkinim,kırgınım belki.Ayrılığı bekliyorum,belki abartıyorum,bilmiyorum.İçim acıyo,çok üzülüyorum.:(:(

22 Eylül 2009 Salı

Eskidendi,eskidendi ahh eskideN..



"Eski"...ne kadar itici bir kelime olarak gelir kulağa..Eski ,yeni gelince değerini yitirmiş,önemsenmeyen,köşeye atılmış, unutulmuş herşey.Kimi zaman bir kıyafettir eskiyen eski olan,kimi zaman anılar,dostlar...



"Eski" kelimesi ne kadar itici gelsede kulağa,aslında bambaşkadır eski.Yani gözlemlerime göre.Mesela; Ramazan geldiğinde çoğu kimseden hep şu cümleyi duyarız:"ahh nerede o eski ramazanlar" bu hep böyledir.Eski ramazanlar,eski bayramlar,eski dostlar,eski şarkılar,eski filmler...böyle sürüp gider.Eskiler güzeldir.Eski olduğu,geri dönülemiyeceği için mi yoksa kıymeti bilinmediği için mi böyledir henüz anlaymadım.Yani eskiden herşey güllük gülistanlık felan mıydı..?? Ya da herkes mutlu,herkes zengin,herkes istediğini yapabiliyo muydu..?? Eskiden bayramlarda,ramazanlarda çok farklı şeyler mi yapılıyodu.?? Bildiğin bayram işte,akraba ziyaretleri,bayram şekeri vs. Çok merak ediyorum.Ne var bu eski bayramlarda,dostlarda,şarkılarda,türkülerde...



Ben sanmıyorum yaşlanınca böyle cümleler kuracağımı.Şimdi neyse üç beş,beş on sene sonrada aynıdır.Yani heralde öyledir.Yıllar sonra görücem bunu.Kısacası bıktım artık eski muhabbeti dinleyip,ah çekmekten.! Tamam kabul eskiler belki çok güzel olabilir ama bu yıllarda fena sayılmaz yani xD
Belkide yanılıyorumdur eskiler başkadır bambaşka. Eski insanlar,arkadaşlıklar dostluklar,bayramlar,ramazanlar kısacası eski olan herşey güzeldir, eskiden.
hani herkes arkadaş
hani oyunlar sürerken
kimse bize ihanet etmemiş
biz kimseyi aldatmamışken
hani biz kimseye küsmemiş
hani hiç kimse ölmemişken
Eskidendi,çok eskiden
hani herkes arkadaş
hani oyunlar sürerken
hani çerçeveler boş
hani körkütük sarhoş gençliğimizden
hani şakılar bizi henüz bu kadar içitmezken
Eskidendi,eskidendi ah eskiden..
Sezen AKSU




19 Eylül 2009 Cumartesi

Geldim,döndüm,burdayım

Ohhhhhh ya.
Derin bir "oh" çekdikten sonra başlamak istemedim yazmaya.Çok uzun zaman sonra sanal dünyama kavuştum,mutluyum.Tamı tamına on altı gündür blog,msn,sözlük yüzü gördüğüm yoktu valla.:( Şöyle anlatmak gerkir ise; efendim, bundan çok çok zaman önceydi.Her zamanki gibi bilgisayarımı açmak için gerkli düğmeler başmış,beklemekteydim.Bekledim,bekledim,bekledim.Evt,farketmiştim çok fazla beklemiştim ters giden birşeyler vardı,bilgisayarım çökmüştü.Oysa ben o gün ne umutlarla,ne hayallerle açmıştım bilgisayarımı.Boynu bükük, zavallı bir sokak kedisi gibi çaresiz, pc'yi kapatıp odaya geri döndüm.Babam hemen anlamıştı bilgisayarda bir problem olduğunu ve alaylı bir şekilde sorular yönelterek beni ezdikçe ezdi.:p "Böylesi daha iyi olmuş, zaten başından kalkmıyodun,artık daha iyi ders çalışırsın" dedi.Yani asıl söylemek istediği boşuna uğraşma,üzgün numarası yapma bilgisayarı yaptırmamdı.Neyse işte onaltı günün sonunda dün akşam kendisini ikna edbildim ve bugün pc'yi yaptırdı saolsun.Bende hemen sanal dünyama daldım.Ne biliyim yine koay mutlu oldum galiba ya.(: Sonra düşündüm, koskoca on altı gün geçmiş bir sürü şey olmuştur hepsini yazarım artık bloğuma diye.Ama acı gerçekle karşı kaşıya geldim.On altı gün boyunca ben hiç birşey yapmamışım.Koca bir hiç yani.:( Dershaneye git,eve gel,ders çalış,test çöz,uyu,kalk...vs.bunun dışında birkaç yeni akadaş,yeni insanlar( deişik kişilikler,hayatlar,dertler).Ve bir kez daha anladım ki; insanların hayatlarını,sorunlarını dinlemeyi çok seviyorum ya,böyle çok zevk alıyorum ne biliyim manyak mıyım ne..?? içimdeki "Güzin Ablaya" hakim olamıyorum bnde anlamadım.Karar verdim piskoloji,PDR felan okuyabilirim ya ,hiç fena olmaz.Belki de bu yüzden yeni bloglara haytlara bu kadar meraklıyım.Neyse artık eskisi kadar olmasada,mağlum "öss mağduruyuz"ya buralardayım.Yine basit mutluluklar için mutluyum.Sanal dünyama kavuştum,darısı tüm sevipte kavuşamayanların başına:P:P
"İçindeki korkak çoçuğu ileri doğru itekle"
Bilmiyorum neden yazdım ama bu ara boş bulduğum her yere bu şarkı sözünü yazmaktayım.Nedendir bilinmez bu aralar bu söz içimi öyle bir acıtıyo ki anlatamam. Benim içimdeki korkak çocuk o kadar derinlerdeki ne kadar itiklersem itikleyeyim ortaya çıkmıyo.Çünkü o, korkak,çekingen ve hatta belkide zavallı..:(:(

2 Eylül 2009 Çarşamba

Mutluluk öldü açlıktan edildi mağlup..







Yaşamak güzel şey...
Yanındaysa en sevdiklerin,mutluysan hep.
Masumiyet,samimiyet varsa hayatında
Yaşamak güzel şey..


Seven birileri varsa seni,sevebiliyosan birilerini
Özlüyorsan,bekliyosan,acı çekebiliyosan
Gitmek isteyipte gidemiyosan uzaklara
İşte o anları yaşamak güzel şey.


Ağlıyabiliyosan sık sık ve samimiyse gözyaşların
Birileri için üzülebiliyorsan,ağlıyorsan
Yalnızken bile varsa yanında birileri
Mutlu ol..!! Gülümse
O anları yaşamak,yaşamak güzel şey..

Bir ailen varsa yanında koruyan,kollayan
Uyandıran varsa sabahları uykundan
İlk görüşte aşık olabiliyosan..
Mutlu ol,mutlu et..!
Yaşamak güzel şey.

Herşey kötü gidiyorsa hayatında.
Umutsuz ve mutsuzsan hep.
Yine de Polyannacılık oynuyabiliyorsan kendi kendine,
Mutlu ol,mutlu et..!!
Sıcacık gülümse..
Çünkü hala umuduan var bu hayatta demektir.(:


Bugün çizgifilm,çizgifilm dolaşırken ( küçük bir misafirimiz varda o yüzden yoksa artık izlemiyorum yani..:p) bir kanalda "polyanna"ya rastladım.Başladım izlemeye,tabi bizim ufaklığa pek çezbedici gelmedi.Bilmiyo daha Polyanna'nın nasıl bir zat-ı muhterem olduğunu.Çok etkilendim sanırım ve böyle bişey yazasım geldi.Düşündümde( evet sık sık yaparım bunu.) acaba Polyanna basit bir çizgifilm karakteri mi, yoksa koca bir efsane mi ..? Böyle gün içinde alaylı cümlelerde kullanırız ya "bırak şu polyannacılığı ya.."vs. acaba bize sıradan geldiği ya da ne biliyim çocukça geldiği için midir bilinmez hep polyannacılığı basit bir şey gibi yansıtırız.Belki de onu hep kıskandığımızdan,içten içe onun gibi olmak istemmizden kaynaklanıyordur bu,ha ne dersiniz..?? Ben itiraf ediyim,bugün bir kez daha anladım,Polyanna olmak isterdim şu hayatta..Bir çizgifilm efsanesini kıskanıyorum sanırım ,hemde çok.
Düşecek gibi oluyorum bir ara,yalnızım ya yok tutunacak dalım;)
(:(:



















































































29 Ağustos 2009 Cumartesi

Taş Dibe Düşmezz..!!


...Simsiyah,gece karası gözlere tutuklu kalmıştı öylece..Gözlerini ayıramıyordu gece karası iki çift zeytin gözden.Uzun uzun baktı öylece,o karanlıkta kaybolana,kendini kaybedene kadar.Nasıl bir yüz,nasıl gözlerdi böyle anlayamıyordu.Yüzünde donuk bir ifade olmasına rağmen, her an gülümsemeye meyilli dudakları;çatlamış ve birbirine yapışmıştı sıkıca.O gözlere bakmak istedi saatlerce,günlerce..

O birbirine kenetlenmiş dudaklardan,bir kelime duymak,sesini işitmek istedi bu güzelliğin.

...Sonra kıpırdadığını farketti,şaşırmıştı.Aslında yersiz bir şaşırmaydı bu çünkü o simsiyah gözlerin sahibi de insandı,tıpkı kendisi gibi.Ayağı kalkıp,uzaklaştığını farketti.Gidiyordu.Onu ilk ve son kez görecek olma ihtimali içini acıttı.Tarifsiz bir sızı hissetti kalbinde.Gidiyordu,belki de bir daha göremeyecekti bu güzelliği.Ayağa fırladı ve sürüklenmeye başladı o güzelliğin peşinden,sanki ayakları ondan bağımsız ilerliyordu.

...Kendinden emin ama yine de ürkek bir havası vardı bu tarifsiz güzelliğin.Artık kendine hakim olamıyordu.Ona dokunmak,sımsıkı tutmak,siyah gözlerine sonsuza dek bakmak istiyordu.Adımları hızlandı,dokunsa tutacaktı artık onu..Elini uzattı,gözlerini kapadı,sakinleşmeye çalıştı,tam dokunacaktı ki isimsiz ve tarifsiz güzel yok olmuşşşşşş..=) Çünkü aşık olduğu,kendini kaptırdığı bir insan değil,aslında insan ama bu kimse onun insan oluşuna değil,gözlerine yüzüne,aşık olmuş napalım kader kısmet...(: Aslında daha açıklayıcı anlatmak isterdim de ortam müsait değil yani xD


Şöyle Kolera'nın bir sözüyle özetlemek gerekir ise;




Ah bu devirde dost bize düşman oğlum olsun varsın
Herkes olacak bir gün pişman oğlum ama olacak çok geç
Hangi güzel yüz toprak olmadı oğlum,bir bilselerdi..
Hangi ceylan gözlü yere akmadı oğlum,hamdım oldum




Neyse saçmalımıyım daha fazla, bişeye daha temas ettikten sonra bitiricem yazımı.Malum ramazan ayındayız ama bişey farkettim,ben blogumda ramazana hiç değinmemişim yaa..Çok kızdım kendime,herkese hayırlı ramazanlar.Hadi selametle..

27 Ağustos 2009 Perşembe

Manşet..


Gelicek misin.. Seni sabırla beklediğim bu şehir'e birgün..???

Bulucak mısın onca kalabalık içinde beni..??

Başka mı olucaksın herkesten,yoksa benim olacağın için mi başka geliceksin bana..

Herşeyden vazgeçmek saçma gelirdi ya bana,senle herşeyden vazgeçebilecek miyim acaba..??

Benden başkasını görecek mi gözlerin,ya da benim gözlerim senden başkasını.

Belki de ilk kez bu kadar mantıklı gelicek bana"uğurunda ölünebilecek bir sevgili"cümlesi..

Tek mutluluk sen,tek pişmanlık sensiz geçen günler olucak..

Gözlerine bakınca içim titriycek,yüzünü gördüğüm an tarifsiz duygular kaplıycak içimi..

Geçmek bilmiyen saatler,senin yanında su misale akıp geçicek...

Mutlu olmak imkansız derken,tek bir kelimen,ismimi söyleyişin ya da içten gülümseyişin...Beni başka alemlere götürücekk..

Sen başka olucaksın benim için bambaşka belki de..

Sonra aylar geçicekk beraber

Arkasından yıllar..

Artık heyecan kalmıycak belki ya da seninle sonsuzluk...

Derin düşünceler kaplıyacak beynimi..

Mutluluk olucak yine,sevgi olucak..

Belki biraz eksilicek,belki artıcak..

Sonra birgün başka bakıcam gözlerine ve anlıycam belki;

Seni..

Seni ne kadar sevdiğimi..


Senin herkesten başka değil,herkes gibi olduğunu..


Leyla'nın Mecnu'nun bu dünya ya uzak..

Senin abartılmış bi tuzak olduğunu

Benimse..???

ne desem boş..!!! Acınılası bir insan olduğumu..

Geç olsada anlıyacağımı ümit ediyorum...























26 Ağustos 2009 Çarşamba

08:25


Allah'ım bir insan saf olurda,bunu bu kadar mı belli eder ya...? Kimseye bi sözüm yok.! Bu cümlede geçen "saf" ben oluyorum yani.Nerden çıktı bu saflık diye sorulacak olursa,zaten sorulmasada yazıcam bişey farketmez.Şöyle ki ;her sabah otobüsü kaçırmakta üzerime yoktur,bu sabahta aynen öyle oldu.Aslında tam olarak kaçırmadım yani kendi özgür irademle binmek istemedim.Sabah uyandım,hazırlandım,kulaklıklarımı taktım( toplu taşıma araçlarında müzik dinlemek en büyük zevklerimden xD) yahut annemin tabiriyle,kulaklarımı tıkadım.Durağa doğru ilerlemeye başladım ve ben durağa geldim,otobüs geldi.Ama oturacak yer olmadığı için binmedim tabi.Yanlış anlaşılmasın ellerim doluydu o yüzden,yoksa ayakta giderim sorun olmaz yani..! Neyse otobüse binmedim,münibüse binerim diye düşündüm.Otobüs,bir güzel geçip uzaklaştı önümden,öylece baktım arkasından sap sap:P

Neyse ki çok beklemedim,5 dakika geçti geçmedi bir tane münibüs geldi(:

Hiç mırın kırın etmeden bindim.Parayı uzattım.Etrafta olup bitenleri,sağım,solum,önüm,arkam farketmez kısacası etrafımdakilerin konuşmalarını rahatça dinleyebilmek için,müzik sesini azalttım.Çok duyarlı bir münibüs şoförüne rast gelmiştim.Münibüse binen, hamile bir abla için yolculardan yer vermelerini rica etti.İçten içe tebrik ettim kendisini.(:

Sonra az gittik,uz gittik son durağa geldik ve münibüsten indim.Her zaman ki gibi derse geç kaldığım için sağa-sola bakmadan,koşar adımlarla ilerlemeye başladım.Tabi karşıdan karşıya geçeceğim yerde frenlemek zorunda kaldım kendimi.İnmiş olduğum münibüs geçicek, arkasından bir sürü araba geçicek, sonra ben karşıya geçicem..:(Uflayıp puflarken gözüm arkadaki otobüse takıldı, otobüsteki yeşil tişörtlü bir çocuga boş boş bakıyorum öyle..Ama nedense arabalar hiç ilerlemiyo,bir terslik var sanki.Kulağıma da derinden"yol veriyo..é bilmem ne gibi sesler geliyo,tam hatırlayamıyorum.Otobüsdeki yeşil tişörtlü çocuğa boş boş bakmayı bırakıp,yola döndüğümde ne göriyim.Münibüs şoförü abi durmuş,bana yol vermiş, geçmemi beklio.(kendisini saygıyla anıyorum) bu kadar uzun anlattım ama bu dakikalık bi hadise tabiki.Göz göze geldiğimizde gülümsedim ama bi tepki vermedi,yol verdiğine vereceğine pişman ettim sanırım.Aslında basit bir olay gibi gözüksede çok taktım ya kafma ne biliyim.Bana ders oldu işte salak kafam.Bundan sonra yolda yürürken ;ne başka şeylere dalıp hayal alemlerine ucucam ne de kulaklarımı tıkıycam..!( tabi yani hayallerimin yeşil tişörtlü çocukla alkası yok,o sıradan bir obje yanlış anlaşılmasın..) Bugün böylece dersimi aldım,iyi oldu ya.xD Yarın sabah bekliyip,aynı münibüse binicem bakalım..(:(:..???


DİPNOT:Resmin yazı ile uzaktan yakından bir bağlantısı yoktur.!(:

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Birileri..


Evet,"birileri" şu hep mutlu olan,ama sizin hayatınızı mahveden birileri.Bazen dershanede yanınızda oturan ve kolejde okuduğunu bastıra bastıra vurgulayan,kendini bi halt sanan birileri..Ama nedense yapılan sınavda aynı sınıfa düştüğüm beyni boş,kendini bi halt sanan birileri.. Dersle alakası olmamayı bi halt sanan ve sizi uyuz eden birileri.. Ya da şu kritik senede sınava hazırlandığınız anda duygularınızı ve geleceğinizi altüst eden birileri..Otobüse bindiğinizde sizi rahatsız eden,bağıra bağıra konuşan birileri..Sırf arkadaş edinmek için yalakalık yapan birileri..En yakın arkadaşınız olmalarına rağmen ,hareketleriyle uyuz eden, hayatınızı çekilmez yapan birileri..Yüzünü görmeyi dahi istemediğimiz, sürekli sahte gülücükler atan birileri..Her sabah karşılaşmamak için yolunuzu değiştirdiğiniz,msn de selam vermesin diye engellediğiniz birileri..( hoş niye ekledin o zaman diye sorarlar adama ama neyse)


İşte bu saydığım ve bir o kadar da sayabileceğim "birileri" hayatımızı mahvediyo ve mahvetmekte.! Ama ben buna izin vermiycem ve değer verdiğim, beni anlayan ve benim gibi olan nasıl tanımlıyabileceğimi henüz kestiremediğim,kimse(ler) inde hayatının mahvolmaması için uğraşıcam.:( "Birileri" nin hayatımızı mahvetmesine izin vermeyelim..!!
Bu kim olursa olsun,tabi başkalarının hayatını da mahvetmemeye özen gösterelim.


Gelelim diğer ^^birileri^ne işte bu birileri ise kelimeleri kifayetsiz bırakan birileri..Hayatımıza girmelerine izin vermekten çekinmemiz gereken,her zaman bizim iyilğimizi düşünene birileri..Hatta abartmıyorum bazılarının yüzüne bakınca dahi anlaşılıyo bu;o kadar masum, o kadar güzel bir ifade varki yüzlerinde, anlatamıyacağım birileri..Ya da konuştukça mutlu olduğumuz,bizi gülümsetebilen,onlar için herşeyi yapabileceğimiz birileri.. Sıcacık gülümseyişleri,söylediklerinin içtenliğiyle bizi mest birileri..Her zaman hayatımızda yer almasını istediğimiz birileri..

Bu yazıyı yazdım ama ben hangi "birileri"yim bilmiyorum yane.xD Ama hayatımda güzel birilerini istiyorum..(:

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa..


Nedendir bilmem ama bilgisayarı açtım,ne msn de kimse var ne orda ne burda.Bugün kötü bigün müdür anlaymadım.Kötülüğünü tam kestiremesemde,bildiğim tek şey var,bugün;tatilimin bitiş günüdür.:(

Artık lise son sınıf öğrencisi oldum ve bunun getirisi olarak ÖSS ve dershaneyi geçen seneye nazaran daha fazla ciddiye almak zorundayım. Yarın sınıfların belirlenmesi için dershenede bir deneme sınavı olucak.Düzey belirleme sınavı, isme bak ya..ne şimdi bu sınavda başarılı olmazsam ben seviyesiz mi olmuş olucam.Puff çokta umurumda..!! Ne kadar böyle düşünüyo olsam bile bu sınava eşşek gibi çalışmak ve başarılı olmak zorundayım.Bu böyle..Bu senemim nasıl geçeceğini az buçuk kestirebiliyorum,deneyimim var OKS den.Hoş onun sonu hüsranla bitmişti ama olsun.Yakında, çok yakın bir zamanda bilgisayar yasağına maruz kalıcağımı da hissediyorum.Bu yıl nefret edeceğim başlıca diyaloglar olucak mesela:

Anne-Baba: Yavrum bak,bu sınav senin geleceğin için çok önemli çok çalışman lazım biliyosun.Biz,bu zamana kadar sana elimizden gelen maddi manevi desteği sağladık, artık bundan sonrası senin azmine kalmış..bırak tv'yi,pc'yi,müzik dinleme bu sene nolur sanki..?? Bunların hepsi senin iyiliğin için biliosun.Sen,bir seneni vericeksin,sonra bütün yıllar senin olucak.( klasik cümle).Ama tabi kazanamazsan dünyanın sonu diil biliyosun kızım.(yersen tabi.) Ya tamam benim iyilimi düşünüyolar,biliyorum onları çok seviyorum ama klasik nasihatlardan nefret ediyorum!!

( Akaraba ziyaretleri ben gitmesem bile onlar gelir mutlaka)

x kişisi-eee sınava da az kaldı,nasıl gidio bakalım çalışmalar??

( Ben daha cevap vermeye yeltenmeden)

Annem-Valla kafasını kaldırğı yok,kazanıcak inşş zorladık felan ama çalışıyo artık.( Doktor,mühendis vb favori mesleklerden biri olucaktır onun kızı).

Sonra bi de deneme sınavları Allahım yaa..sözylicek bişey bulamıyorum.

Kaç net..?? Kaç net..?? Kaç.. net..?? Size ne kardeşim ya,rahat bırakın beni sınav benim ,net benim..!!

Sonar ders çalışmaya motive etmek için ; sınava tamı tamına 245 gün, 46 hafta, 3 saat ,30 dakika,25 saniye kaldı.. Yuhh yani başka işin gücün yok bunu hesaplıyosun ya..En yakın arkadaşlarınız ( dikkat çekerim dost demiyorum) arızalaşmaya başlar,çünkü artık rakipsinizidir.

Bu ve bunlar gibi birçok hadiseyle karşı karşıya kalacağım 365 gün 52 berbat haftalık bir eğitim, öğretim ve dershane yılı beni beklmektedir. Ne diyim hakkımda hayırlısı olsun.Benim gibi birçok kimse var biliyorum,hissediyorum onları Allah hepimize kolaylık versin.Zor bi yıl olcak,sonu güzel biter inşallah.



DİPNOT:"Hepsi hepsi hayat nasıl olsa" Zardanadam adlı grubun müthiş ötesi süper şarkısıdır.Herkese tavsiye ederim.Başlık bulamadım idare edin(:

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle




Her sabahki gibi uyanmışsındır tatlı uykundan,kafanda tasarlamaya başlamışsındır o andan itaberen, gün içinde yapıcaklarını.Kahvaltını yaparsın apar topar her günki gibi ve her günki gibi çıkarsın kapıdan geri döneceğini bilerek.Gün her günki gibi aydındır yine ve yavaş adımlarla ilerlersin gideceğin yöne.Sonra aniden ne olduğunu anlamazsın, beklemediğin bir anda kesili verir nefesin,bir köşeye çekilir derinlere dalarsın .Her gün yaşadığın günlerin aynısydır oysa bugün,nerden çıkmıştır bu nefes kesilmesi..?? Hiç aklından geçer miydi bugünün, her zamankinden farksız olan bugünün, öleceğin gün olabileceği..?? Sanmam.! En azından benim için öyle,gün içinde ölüm hiç aklıma gelmiyo.Çok bariz bi çarışımla karşılaşmadığım sürece.Şimdi eğer bu yazıyı okuyan bir kimse olursa eminim şöyle diyecektir:"ya ne saçmalıyo bu,gecenin bu saatinde uykumu kaçırdı git yat uyu allasen" felan gibi.(:Bu yazıyı yazmaya beni teşvik eden şey,yaklaşık olarak yarım saat önce bitirdiğim bir kitaptır.Kitabın ismi"Giderken Bana Bir Şeyler Söyle". Öleceğim anda bu soruyla karşı karşıya kalsam ne cevap veririm diye düşündüm durdum.Sonuç..? Bilmiyorum ya giderken ne söyliyebilir ki insan;o an düşünülesi onca şey,hatırlanası onca anı varken ne söylenebilinir..? Ya zaten ölecek bi insana bu soru sorulur mu ya,olucak şey mi bu yani?? Neyse uykum da gelmeye başladı zaten.Artık öleceğim an doğaçlama bişeyler yaparım heralde xD ..İyice saçmalamaya başladım yanlış anlaşılmam inşş.Ama güzel kitap,tavsiye ederim. Hayat boş..!!




Ölüm Allah'ın emri, Ankebutta belli..!
Eline tutuşturdu Sago en güzel delili
Delilerim ve deliliğim beni bu yaşıma getirdi.
Sen köşene çekil,düşün seni neler bitirdi..??
Sagopa Kajmer






Dipnot:"Giderken Bana Bir Şeyler Söyle"adlı kitap Mustafa ULUSOY'un "İnsanın Temel Acıları Üçlemesi'nin" ikinci kitabıdır.

9 Ağustos 2009 Pazar

Gülümsetebilemek..


Aslında normalde bu saatte uyuyo olurdum ama hiç uykum yok.Ve yazmak istiyorumm.(: Aslında boş boş nette dolaşırken tabi bu arada msnim açık.Bir arkadaşım "selam" dedi.Konuşmaya başladık işte ve üzgün olduğunu ,benle konuşmanın biraz iyi gelebileceğini söledi.İşte o an yani o cümleyi okuyunca onu biraz olsun mutlu edebilmeyi,gülümsetebilmeyi o kadar çok istedim ki anlatamam.(çünkü o da şu gerçekten gerçek dostlardandı benim için) Ama yüz yüze olmadan bir kimseyi mutlu edebilmek,gülümsetebilmek ve buna emin olmak gerçekten zor gibi.Yine de bunu tüm kalbimle istemem başarabilmemin yarısı bence.


Ve sanırım bugün yani şu an bunu başardım ve çok mutluyum.Sanırım cnm dostumu gülümsetebildim birazcık, minicik , ufacık(: Hani bi de tatilde dostlar uzaklaşırya birbirini göremeyince ,aslında tam da anlatamıycam bu duyguyu gibi ama " o" anlıcaktır biliorumm.Bu konuşmadan sonra onu ve sınıfımı özlediğimi ve dostumu gerçekten sevdiğimi anladım. Aslında dostluk diye sıcacık bi duygu var bizim için ve eminim bundan sonrada olucak.Birazdan uyuyacağız ikimizde içimde ve içinde kalbimizin derinliklerinde bazı güzel duyguların kıpırtısını ve sıcaklığnı hissederek(:




İyi geceler dostum hep gülümse olmaz mı??


Bahtsız Bedevi..




Büyük bir göç var oradan oraya,kalbimden uzağa...



Kimselere anlatamayız ya bezen kendimizi,susarız ya hep hani.Sonra çekilip kenara yalnızlıktan yakınırız.Dost yok deriz,aşk yok deriz,herşey sahte deriz de dert küpüne döneriz!.. Neden böyledir ki..?? Tek tabanca sürmez mi hayat?? İlla bir dost,bir sevgili mi gereklidir?? Kimi zaman elimizden düşürmediğimiz kitaplar,sözlerinde kendimizi bulduğumuz bizi anlatan şarkılar ve hayatımıza renk katan ,bizi gerçekten mutlu eden bunca vefalı şey arasında ; kolpa bir dost ya da yalan bir aşk çok mu lazımdır..??Anlayamıyorum.Olmasa da olur gibi sanki.Birilerine kendimizi zorla sevdirmeye çalışarak,değersizin önde gideni bir kimseye değer vererek ne kazanabilir ki..??



Herşeyi zamana bırakmak en iyisi bence.Gerçek dostluğu,aşkı,sevgiyi bulana dek beklemek... Bu duyguların bizi bir yerlerde beklediği düşüncesiyle yaşamakta güzeldir elbet.Belki de haylperestliktir bu,varsın öyle olsun kaybedicek neyimiz varkine sanki.(:



Çölde serap gören masum bedevi olmak istemiyorum bu hayatta..!! ( bu aralar çöl yaşamı, bedevi ,beyeban,biraz taktımda sanırım ondan böyle bi cümle kurdum xD ) Dostlarımın,aşkımın,sevgimin sonsuz ve gerçek olmasını istiyorum ya ,çok mu şey istiyorum sanki..?? Eğer böyle olmıyacaksa varsın olmasın,çokta tınn:P "Yalnızlık güzel şey" diyenlere katılır,kendimi kandırır dururum sonsuza kadar.



Amaaaaaa bugün farkına vardım ben bahtsız bir bedevi değilim,serap da görmüyorum.Benim gerçekten gerçek dost(lar)ım var sanırım.Ve ben onları gerçekten çok seviyorum çünkü onlar gerçek.(: Kimi çocukluktan,kimi ilkokuldan, kimi liseden gerçek dostlar.Her zaman yanyana olamıyoruz ( parazitler var çünkü) ama kalplerimiz bir. =) En güzeli de beni anlıyolar,ben de onları anlıyorum hep hayatımda olmalarını istiyorumm.Seviyorumm onları çok çok çok xD

7 Ağustos 2009 Cuma

Bu mudur??


Kabullenmek...istemesekte boyun eymek,köşeye çekilmek,acizliğin dibine vurmak,kendini ifade edememek ve sonunda git gide yok olmak,tükenmek,bitmek.Neden böyle..?? Anlık bişey mi bu yoksa sonsuz bişey mi? Şu an bu yazdıklarımı silip,rol yapmak isteyişimi bastırıp , öyle haykırıyorum sanırım.Kimsem yok sanki ya da varolan kimselerimi ben istemiyorum:( Onlar benim istediğim kimseler değil ya da ben onlara layık değilim.Herşeyi olduğu gibi kabul ediyorum,itiraz edemiyorum.Aslında bazı şeyleri deiştirmeyi çok istiyorum ama..gücüm yetmiyo.

Bu aralar bir de korkmaya başladım.Kötü insanların varlığına inanırdım ama karşılaşmamıştım hiç.(çevremdekilerin hepsi melek sank i xD).Artık kötülerden daha çok korkuyorum,onlarla karşılaşınca yolumu deiştirmek ,kaybolmak,hatta yok olmak istiyorum.Bu kadar aciz,bu kadar korkağım işte..!! Kaplumbağa gibi kabuğumun içine gizlenmek,ve öylece kalmak istiyorum.Artık yeter ya rahat bırakın beni,benim gibileri..Size bi zararımız yok ki...:(






Ne kaldı bak ellerimde

Biliyorum gülüyorsun

Her adımımda derine

Ölüyorum...

Hayko CEPKİN

30 Temmuz 2009 Perşembe

ZoR İş


Yaşamanın bile zorlaştığı şu dünyada nefes almak ne zor şeymiş ya..Derin düşücelere dalmak,yaşamın anlamsızlaştını farketmek çok zor şey yani.Hani böyle bi hedef vardır da ona ulaşmak için ugraşırız ya hep, işte şimdi anlıyorum ki hayat o hedefe ulaşana kadarmış,hatta ulaşmaya gerk yok bile o hedefe yaklaştık mı herşey bitio,uçup gidio hayat anlamsızlaşıyomuş:( Şimdi nolcak bitti mi hayat? gezilmeyen, görülmeyen bunca şey varken benim hayatım neden bu kadar sıradan ki? Bu yaşta ölümü düşünmeye başladım be puff yani.=(
Çok acil yeni hedefler bulmam lazım hayatımın anlamlaşması için.Tabi bunlar basit olmamalı ve de harbi hedef.Ya aslında hedef olmadı sanki hayal desem daha iyi olur gibi.Mesela sago ile tanışmak, buraya yazıyom bu hayali gerçekleşrimeden ölmiycem inş.,bundan sonra da hayal, hedef vb şeylerin koleksiyonunu yapcam.Hayatım anlamsızlaştıkca yeni şeyler koyucam önüme.iŞin özü yaşamak harbi zor iş.!!

19 Temmuz 2009 Pazar

Beklenen şarkı xD



Aynı sago şarkılarını dinlemekten bıkmayan ama yeni bişiyler olsa da dinlesek diyen sago & kolo hayranlarına müjde xD Sagopa Kajmer ve Kolera'nın yeni şarkısı olan "Hain"internetten hayranları olan bizlere ulaştı.Ne diyim mutluyuz hem de çok (:


İşte şarkının nakarat bölümü:


Sen bide bana sor neymiş aldanmak, amacına ulaşır hain

Üzgünüm içten ama sen ne de anlarsın ya içtenlikten

Sen bide bana sor neymiş yalvarmak, suçu bana atar hep hain

Kirlenmeden kalabilsemde sıkı tutunup düşmesem olmaz mı ?






http://s2.dosya.tc/SagopaKajmerFeatKolera-Hain.rar.html şarkıyı burdan indirebilirsiniz.



NOT:Bu arada herkesin Miraç kandili mübarek olsun.(:


























5 Temmuz 2009 Pazar

Kalpsiz Güneş

ay çiçeği:Ay çiçeği güneşe aşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler."Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz.Kudretli ve ulaşılmazdır.Sen kim,o kim.Vazgeç bu sevdadan."demişler hep bir ağızdan.Ayçiçeği sesini çıkarmamış.Sevdalı gözlerini dikmiş güneşe;bakmış,bakmış,bakmış.Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş,nihayet birgün,ayçiçeginin bakışlarını hissetmiş üzerinde.Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış.Ayçiçeği öyle inatcıymış ki,güneş tahtını nereye taşıdıysa,yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.Derken bir öğleden sonra,artık takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ay çiçeğini.Daha ay çiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken,insanlar akın etmişler olay mahaline.
"Yaşasın!" demiş içlerinden biri."Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı." Aynı gece televizyon karşısında acıklı bir aşk filmine göz yaşı dökerken,çitlemişler ayçekirdeklerini.




NOT:Bu hikayecik Elif ŞAFAK'ın "Mahrem" adlı romanından alıntıdır.!!!

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Arayış



...Arıyorum.Kim olduğunu bilmesem de ben "seni" arıyorum.Bunca kalabalığın içinde,bunca yalan dolan ve kötülükler arasında senin masumiyetine, varolabileceğine inanıyorum.Eminim çünkü sen başkasın,herkesten başka.Seni bulmam,varlığından şüphe duyduğum duyguların varolabilme ihtimaline inanabilmem demek.İşte bu yüzden seni bulmam gerek.Belki de yoksun bu yalan dünyada,seni burada bulmam imkansız,aryışlarım boşuna ama hayllerimde ve kalbimde olman da yeter bana.Bir an önce kavuşmak istiyorum aradığım yabancıya. Gözlerim sadece seni görsün,kulaklarım sadece seni işitsin istiyorum.Benim olabilecek,onun olabileceğim tek gerçek şeyi artık bulmak istiyorum.Bazen nefes almak zorlaşıyor sensiz,ağlamaklı oluyorum yersiz:( İçimi bir korku sarıyo bazen,ya düşündüğüm gibi değilsen.Ama sonra ne kadar yersiz olduğunu anlıyorum bu korkunun eğer sen benim aradığım "sen"isen şüphe edemem ne senden,ne de masumiyetinden.

...Sonsuza dek sürecek belki bu arayış,bekleyiş...ya seni bulucam bu hayatta mutlu olucam ya da varolmadığını anlayıp yanılmış olucam!!


.SeNsiz geçeN günlerin kazası yok be sevgili.!!! Sagopa KAJMER

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Melankolia

Son zamanlarda en popüler halet-i ruhiye sanırım.İnsanlara (bana,bize, herkese)zevk veren,birde aşırı doz Sagopa Kajmer şarkıları eşliğindeyse,yeme de yanında yat modunda bir güzelliktir.xD Sürekli otuz iki dişini birden görmek zorunda kaldığımız,kendilerini mutlu olarak göstermeye çalışan( Tabi içlerini bilemeyiz belki böyle bir dünyada gerçekten mutlu olanlarda vardır.)insancıklarda bile gizli bir melankoliklik vardır bence.Hep bir hüzün,hep bir acı ve bunların beraberinde gelen insanlardan kaçış,asosyallik güzel şey yani.=)Kimilerine göre saçmalık,acizlik gibi gelebilir bu ruh hali,gayet normal.Bana da bazen saçma geliyo sürekli "umutsuz vaka "damgası yemek ama ben böyle mutluyum kardeşim.(:Tamam kabul Allahüteala muhteşem bi dünya yaratmış,herşey süper çiçekler, böcekler vs. Ancak bunca güzel şeyi kirleten,igrençleştiren, beni,bizi,herkesi melankoli'ya sürükleyen tek şey dünyadaki "insan " takma adı altındaki yaratıklar.(istisnalara sözüm yok tabiki)Herkesin gerçek yüzünü saklayıp, birine sahta gülücükler saçması yahut "cacım,cicim" dediği kişileri sırtından vurması, nasıl normal karşılanabiliyo analamıyorum.??Sokağa nefes almaya çıksak,abuk sabuk tipler,saçma sapan hareketler görüyoruz.Herkes boş şeyler peşinde.Ben de bazen kaptırıyorum kendimi salak saçması şeylere.:(:(Aynaya bakmaktan,yüzümü görmekten korkuyorum.Öyle kötülükler,öyle yanlışlar yapıyorum ki anlatması güç.Etrafımdaki ve içimdeki galip gelmeye çalıştığım şeytan(lara) uyuyorum sanırım.İşte o an, beni mutlu edebilcek,iyileştirecek tek şey :melankolia boğulmak.İşte gerçek mutluluk bu.xD
...vElhasılkelam mutlu olup gözlerime perde çekeceğime,melankolik olup insanlara rest çekerim:P( Arabeskten nefret etmeme karşın,böyle arabesk bi cümle kurdum ya helal bana.xD)

30 Haziran 2009 Salı

Saçmalama...

...Gittikçe uzaklaşıyorum kendimden,çevremden,herşeyden.İçimden bir ses:heyy nereye? diyor.İşte o an irkiliyorum,frenliyorum kendimi.Kendime çok uzağım bu aralar,yaklaşmak istiyorum.Kendime doğru koşuyorum ama varamıyorum bir türlü,nefesim kesiliyor yarı yolda.Geriye dönüyorum umutsuzca:( Düşünüyorum da,korkuyorum sanırım.Kendimle yüzleşmekten,gerçekleri görmekten korkuyorum, hem de çok.İçimdeki beni ört-bas edip sahte bir ben koyuyorum ortaya.Neden,kimden saklıyorum kendimi acaba?? cevabını bilmiyorum.Ortada iki ben var,biri gerçek diğeri sanal..

...Şu koca dünyada bir ben varım,bir de ben.Başka kimim var ki?? Ailem,dostlarım gerçekten varlar mı?? Ya da şu an saçmalama rekorunu egale etmeye mi çalışıyorum? Ancak yazdıklarımın bana saçma gelmemesi gibi bir saçmalık var ortada.Ne zaman bu karmaşıklıkları bırakıp mutlu olabilicem acaba??Kalıplaşmış şeyler gerçekleşince mi?? Aklıma ilk gelen şey ÖSS'yi kazanmak.O zaman mutlu olucam işte.Ya da ben öyle sanıyorum.Bilmiyorum. Bir insan mutlu olduğunu nasıl anlar ki,nasıl bir kavramdır bu mutluluk?? Oysa ne çok duyarız şu cümleyi çevremizden:"çok mutluyum ya" bunu söyleyen kaç kişi gerçekten mutlu acaba?? Peki ben gerçekten mutlu olduğuma eminim diyen var mı aramızda??Ne çok cevapsız sorum var.Bu aralar soru işaretiyle pek bir kankayım.Ama ben noktayla kaynaşıp hep kesin olmak istiyorum!!..




"Mutlu gözüksem de kalp taşır azam kayıp." KOleRA

Sıfırdan Başlamak

Evet, yeni bir bloga yazmaya başlamaktan duyduğum mutluluğu, anlatmaya kelimeleri yetiremiyorum.Ben kaçtıkça kovalanıyorum, sanırım kaçan kovalanır hesabı böyle bişey oluyo.Kendimi yeni bir hayata başlamış gibi hissettim bi an.Tertemiz sıfırdan bir blog...Keşke hayatımada böyle sıfırdan tertemiz tekrar başlayabilsem.Ama bu imkansız sonunu bilmediğim,yaşamak zorunda olduğum bu hayata katlanmak zorundayım:(
Olayı bu kadar dramatize(inş böle yazılıyodur) ettikten sonra,iyi dileklerimi sunsam fena olmaz sanırım.xD Yeni blogum vatana ,millete kısacası uğrayıpta okuma zahmetini gösterecek değerli kimselere hayırlı uğurlu olur inş.=))