29 Aralık 2009 Salı

Sessizlik beni dilsiz yaptı..




Imm..





Konuşmak,söyleyebilmek lazım gelsede içimdekileri,susmam gerek sanırım böylesi daha iyi...


Velhasıl kelam yarın doğum günü olan herkesin doğum günü kutlu olsun..


18 Aralık 2009 Cuma

Okul anıları:1 PaylaŞtıkça..


Efendim..şöyle başlamak gerkir ise.Derslerden Ali Hoca'nın dersidir.İki haftada bir yapacacağımız bir etkinliğin detayları konuşulmuş ve herkese üzerine düşen görev verilmiştir.Sonra Ömer söz alır:"Hocam,biz geçen sene kendi sınıfımızda da böyle birşey yapıyorduk ve ikramda getiriyorduk"der.Sevgili Ali hocamız ise:"valla ömer ben karışmam,arkadaşlarınlada konuş getirirseniz yerim"der ve güler..(:

Gel zaman git zaman iki hafta geçer.Ali hocanın dersi gelir.O gün Emre nöbetçidir,ama o da derse gelir.Sonra güzelce yapmamız gerekenler yapılır.Tam sohbet muhabbete dalıcaz derken.Ömer ve Emre ayağı kalkar ve dolaptan kocaman bir kutu çıkarırlar.:( Kendileri söylediği için ilk,bize baklava almışlar.Hem de "reklam yapma"dedi Şeyda o yüzden yapmıycam.xD

Ayrıca düşünceli arkadaşlarımız,kardeşlerimiz peçete,çatalı bile düşünmüşler.Kendi aralarında para toplamışlar ve baklavayı dolapta saklamışlar,derse kadar hiç farketmedik yani..Manevi değeri çok büyük bir incelik oldu benim için,herkes için.Kendilerine de teşekkür ettim ama burdan tekrardan ediyorum.Yusuf,Emre,Ömer ve Emrah'a çok güzel bir jestti saolun.

Ama biz kızlar hiç altında kalırmıyız bu güzel hareketin..? Tabi ki kalmayız.Benim dahiyane fikrim sayesinde biz de haftaya lahmacun getirmeye karar verdik,yanında da ayran.xD

Hepsi bir yana çok güzel birgündü.Birkez daha farkettim yaşadığım an'ların paha biçilemez olduğunu,arkadaşlarımı okulu ne kadar sevdiğimi...:(

Sonra yine ayrılık geldi aklıma,ne kaldı ki şunu şurasında.Ali hoca daha neler göreceksiniz dedi.Liseden sonra hiç umudum yok! Üniversite başlasın ve hemen bitsin..!

İşte böyle güzel birgündü.


Mutlu olmak için yetermiş meğer küçük şeyler,bunu yine anladım.

Ayrılık için ise yetermiş mesafeler,kabullenmeye çalışmaktayım.

11 Aralık 2009 Cuma

YaŞ Otuz beŞ..

Gün,yeni yeni ağarıyordu.Güneşin ışıkları odamın içerisini aydınlatmaya başlamıştı.Eskisi gibi değildi artık sabah uyanışlarım,nazlanabileceğim kimse yoktu uyanışlarımda,uyabilmek için ise mecalim.
Her zamankinden farklı bir hüzün hakimdi bu sabah içime.Yataktan kalkıp pencereyi araladım.Kimsecikler yoktu sokakta.Issızdı her yer.Bu daha çok içimi acıttı.Aslında bahaneler arıyordum.Bu günümü kötü geçirmek,üzülecek bişeyler bulabilmek için.Çünkü bugün,34 yıl önce dünya'ya geldiğim gündü.İlk kez bu kadar içimi acıtıyordu bugün.Yıllar boyunca hızlıca geçmesini istediğim zamanın,durmasını istiyordum artık.Aslında çok güzel bir doğum günü hediyesi olabilirdi bu benim için.İçimden zamanın geriye dönmesi için Allah'a dua ettim."Neden olmasındı ki diye düşündüm"Ama sonra saçmaladığımın farkına varıp pencereyi kapatıp,içeri girdim.
Ayaküstü birşeyler atıştırdım öylece.Eskiden kahvaltı derdim buna.Annem hazırlayıp,ailemle beraber iken.Ama artık yalnızdım,yapayalnız...Yıllar akıp giderken sevdiklerimi de alıp götürmüştü.Ağlamak istedim bir an,bütün gün boyunca.Ama onu bile beceremedim tam olarak.Eskiden deliler gibi istediğim şeylere sahiptim artık.Ama mutlu olamıyordum sanki..:(
Telefonun çalması ile birlikte bı derin düşüncelerden bir an olsun sıyrılabildim.Arayan lise yıllarımdan eski bir arkadaşımdı.Sesini tanıyamadım önceleri,sonra tanıtınca kendi hatırladım.Doğum günümü hatırlamış,kutlamak istemiş yıllar sonra..
Bütün karamsar duygularımdan sırıldım o an sanki.Dün gibi canlanı verdi bütün anılarım..:(
Telefonu kapattım.Oturu verdim öylece bir yere,halının desenlerini inceledim uzun uzun..
Ve kendime bir 35 yaş hediyesi vermeye karar verdim.Mutlu olmak,kendimi mutlu hissedebilmek,mutlu etmek gibi bir hediye.Hazırlanıp dışarı çıktım.Dilediğimce dolaştım sokaklarda.Zaman ve mekan sınırlaması tanımadan.
Hemen hayalini kurardım böyle avera avera dolşmanın lise yıllarındayken.İnsan o zaman kendini bulurmuş öyle diyordu bir kitabında " Mehmet COŞKUNDENİZ" tabi yanlış hatırlamıyorsam.Gençken böyle hayallerim vardı işte.Hoş pekte yaşlı sayılmam aslında,yolun yarısı olsada.
Neyse,sonra sahilde bir banka oturdum.Filmlerdeki klişe sahneler gibi elimde koca bir kağıt helva," Kız Kulesi " karşımda.Gülüverdim birden kendime,kendi halime.Ne biliyim komik geldi işte.
Sonra gözüm karşıda ağlayan bir çocuğa takıldı.Ne şeker şeydi öyle.Yeni aldığı dondurması yere düştüğü için,gözyaşları sel olmuştıu.Babası koşar adımlarla gidip,yenisini getirmişti hemen.Mutlu olsa bile gözyaşları dinmemişti yinede.
Neyse ki sonunda oturduğum yerden kalkıp,eve dönmeye karar verebildim.Bugünlük bu kadar yeterdi benim için.Çoktu bile.Bankatan kalkıp yürümeye başlamıştım ki;bir ses duydum

-Teyzeee,teyze diye
Ben olamazdım.!Bana seslenmiyordu bu ses.Hem ben teyze değildim ki.En fazla abla olabilirdim.Hayır,hayır ben değildim.Yoluma devam ettim.Allah'ım yine yanı ses:
-Teyzee,teyze kağıt helvanızı ve çantnızı bankta unuttunuz.
Evet bendim..:( Bu ses banaydı.Teyzemi olmuştum.Büyük bir nefret ile tam arkamı dönecektim ki,annemin:"hadi kızım yine okula geç kaldın"sesiyle uyandım.Allah'ım rüyaymış san şükürler olsun.Hemen koşup aynaya baktım.Teyze felan değil,hala kedimdim..:)
Edebiyat ödevimi yaparken uyuya kalmıştım sadece.içimden derin bir ohh çekerek,kahvaltıya yumulu verdim..xD


"Heyy yabancı yolun yarısı 35 der Sıtkı TARANCI,korkarım 18 sene sonra sarcak içimi derin sancı"xD






nOt:Bu bir edebiyat ödevidir.:)

5 Aralık 2009 Cumartesi

MUHAYYİLE..

Evet yine ben ve benim o bitmeyen sorunlarım.Bu aralar içine kapanıklığım ve asosyalliğim tavan yapmış durumda.Psikolojik sorunlarımda sürekli şekilde artışlar devam etmekte.Psikolağa gitme ihtiyacım hala mevcut."Hayattan emekli olma"isteğimse tam gaz sürmekte.

Bir kitapta geçen ve beni çok etkiliyen "muhayyile" olayına da değinmek istiyorum.Şöyle ki insanlar böle içine kapanık,kendini yetersiz ve aciz hissedenleri.Muhayyile yani hayal alemine öyle bir dalıyolarmış ki;normal hayattan kopuyolarmış.Bu durum bende fazlası ile mevcut.!
Muhayyilemizdeki yaşam bizim yaşamak istediğimiz yaşam ve ordaki biz olmak istediğimiz biz olduğundan,bu durum bize büyük bir haz vermekte ve bizi gerçek dünyadan koparmakta.
Mesela bugün Esma'ya anlattım biraz derdimi,anladı mı bilmiyorum,anlatabildim mi hiç bilmiyorum.Meydana gittik,dolaştık biraz.:( En nefret ettiğim ortamlar;çevremde bir sürü insanın olduğu ortamlar..Uff... sonra hızlıca çıktık oradan,dayanamadım daha fazla..:( Esma'dan ayrıldıktan sonra boş boş dolaştım hiç bilmedğim sokaklarda.Abuk sabuk bulşmalar olsada.
Sonra kitap fuarı gibimsi bişey vardı.Kitaplara baktım bol bol ve tutamayıp aldım yine.Harcadım bütün parayı yani.:)
Eve geldim şimdi yazmak istedim içimdekileri,yine sıkıntı, yine boşluk hep bi yerlerde....:(

2 Aralık 2009 Çarşamba

Manidar Bir Hediye..

Ihım Ihım...

Nerden başlasam konuya acaba..?? Çok şey yazmak istiyorum fakat başlayamayorum.Ama bir yerden başlamak lazım değil mi..??
Herşey geçen sene ki dönemin,ilk edebiyat dersinde başladı.Yeni bir edebiyat öğretmeni;şöyle ellili yaşlarda,biraz soğuk gibi ve azıcık itici sanki.İlk izlenimler böyle idi.Sonra dersler ilerledikçe nasıl muhteşem bir hoca ile karşı karşıya geldiğimizin farkına varmaya başladık.İlk kez bir hoca salt bilgiyi bırakıp,bizimle sohbet ediyo ve derinlere iniyorduk.Dersler muhteşem geçiyo,duygularmızı ifade ediyorduk.Edebiyat derslerini iple çekiyordum.Bazı komplekslerim hariç.Düşünceleremizi rahatça paylaşabiliyor,zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorduk.Hele hocanın konu arlarına şıkıştırdığı o şiirleri,konuyu tam özetleyen muhteşem dizeleri,kabul etmesede muhteşem okuyuşu..

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.
Cahit KÜLEBİ.

İşte böyle derslerimiz ,gerçekten ders gibi geçer ve gerçekten ögrenirdik.Son senemizi de beraber geçirririz diye hayal ediyorduk hep.Ama öyle olmadı.:(
Sevgili hocamız Çagrıbey and.lisesindeydi artık.İlk duyduğumda şok oldum çok üzüldüm,aslında daha çok sitem ettim,kızdı(dık)m.Sonra bir arkadaşımız sayesinde hatice ve ben de hocaya mektup yazmaya karar verdik.Bütün içimizdekileri yazdık.Bi kere ona kırılıp ders dinlemekten vazgeçtiğimi,Hatice'ye:"hangi Hatice"diyince üzüldüğünü felan.Sonra hocadan bize eski kitaplarından hediye etmesini istedik.(yüzsüzlük işte xD..) Hani şöyle eski,ilerde onu hatırlatıcak bişey.


Mektubu Büşra vericekti.Her sabah Büşra verdin mi..? diye diye delirttim kızı.Ama sağolsun sonunda vermiş.
Ve bugün hocamız bizi ziyarete geldi.Öğle paydosunda sunum odasında toplandık ve birkaç hocamızın da dersini alıp tam 120 dk boyunca dinledik,konuştuk,hüzünlendik,eğlendik. Konuşmanın başında hoca Emre'ye birşeyler gettirtti,poşetler içinde.Hiç aklıma gelmedi tabi kitap olcacağı,unutmuşum bile..(:

-Hocam bırakın sizi bulmuşuz.Napıcaz onları felan.diyoruz.

Ama canım hocam o zahmetlerle oluşturduğu kütüphanesinden bizim için bir sürü kitaplar seçmiş.Ve mektup yazanlarınkini imzalamış.
Çağırdı beni ve Semiha AYVERDİ'nin "Yolcu Nereye Gidiyorsun" adlı kitabını verdi.

"Bal tadında bir ömür dileğiyle" yazıyodu.Ve kitabı aldığı tarih 06.03.1976
idi.Çok güzel bi hediye oldu benim için. Ömrümün sonuna kadar saklıcağıma eminim.Çok güzel dakikalar geçeirdik,zaman çabuk geçsede güzeldi.Gittiğine pişman olmuş hocamızda,anlattı bol bol.
Büyülü bir gündü,her yönden.Buna ihtiyacımız vardı bu aralar.
Böyle bir öğretmene,böyle arkadaşlara ve bu okula sahip olduğum için çok mutluyum.Kısacası bugün hüzün ve mutluluk karışımı bir gün olsada.Mutluluk ağır bastı galiba..(:


"Test ile tost karışımı öğrenciler"..(: