29 Mayıs 2010 Cumartesi

Murad-ı Münzevi

Evet sevgili blogum;şu saatte yazma gereği duydum.Yazılası birşey bu çünkü.
Saat tam 22:01 de telefonuma bir mesaj geldi.Açtım,baktım.Huyum değildir ama okıyım dedim.Tamam mevzu güzel,saçmalamıycam.Mesaj şöyle ki;

"Murad-ı Münzevi hz.diye biri varmış.Tv'de belgeseli var."

Ne,hı,hadi ya..! Ben neden duymadım ki hiç.? Sevindim ama kim olaki bu zatı muhterem,hemen araştırmak lazım dedim.Tv' de maç zımbırtısı olduğundan bakamadım.Lakin teknolojinin nimetlerinden yararlanaraktan "google" 'a yazı verdim.Aynen şunu buldum.bkz

Murad- ı münzevi:İstanbul’da medfun en büyük üç evliyadan biri. İsmi, Muhammed Murad bin Ali bin Davud Hüseyni Özbeki Buhari Keşmiri’dir. 1644 (H. 1054) yılında Buhara’da doğdu. 1719 (H. 1132)’da İstanbul’da vefat etti. Murad-ı Münzavi’nin babası Semerkand beldesinin nakib-ül-eşrafı (seyyid ve şeriflerin işleriyle ilgilenen makamda bulunan kişi) idi. Üç yaşında ayakları felç oldu. Kötürüm bir halde kaldı. Fakat ayakları sağlam olanlardan daha çok dünyayı dolaştı. Tahsil yaşına gelince, ilim, fazilet ve kemal (olgunluk) elde etmek için Keşmir’e gitti. Din ve fen ilimlerini tahsil etti. Sevenlerinin yardımıyla Kabe-i muazzamayı ve Resulullah efendimizin kabr-i şerifini ziyaret etti.Sonra Hindistan’a gitti. Akli ve nakli ilimleri maddi ve manevi kemalatı kendisinde toplayan silsile-i aliyye büyüklerinden evliyanın gözbebeği Muhammed Ma’sum Faruki hazretlerine talebe oldu. Sohbetleri ve bereketli nazarları ile kemale geldi (olgunlaştı). İcazet (diploma) aldı. Mürşid-i kamil (yetişmiş ve insanları yetiştirebilen) bir zat olarak tekrar Hicaz’a geldi. Daha sonra Bağdat, İsfehan, Buhara, Belh ve Semerkand’ı ziyaret edip hacca gitti. Hacdan sonra sıra ile, Mısır, Kahire ve Şam’a geçti. Şam’da ikamet edip evlendi. Osmanlı sultanlarından İkinci Mustafa Han kendisine Şam’da bir köy verdi. Bu köy hala onun adıyla meşhurdur. Şam ve civarı Murad-ı Münzavi’nin bereketiyle mamur oldu. Zalimler ıslah olup zulmü terketti. Murad-ı Münzavi, 1681 yılında otuz yaşındayken İstanbul’u teşrif etti. Eyüpsultan semtinde, Eyyub Sultan hazretlerinin kabr-i şerifi civarında ikamet etti. Bu arada tekrar dördüncü defa hacca gitti. Hac dönüşü Şam’a gelip beşinci defa Hicaz’a gitti. Bir müddet Mekke-i mükerremede taliplere ilim ve edep öğretti. 1708 (H.1120) yılında ikinci defa İstanbul’u şereflendirdi. Bu defa, Yavuzselim’de Bıçaklı Efendi menzilinde ikamet etti. Halk akın akın sohbetine koştu. Murad-ı Münzavi bir ara Bursa’ya gitti. Dönüşünde Eyüp’te Reisületibba Nuh Efendi yalısında kaldı. Eyüpsultan ile Edirnekapı arasında Nişancı Mustafa Paşa caddesindeki Şeyh Murad Dergahında İstanbul halkına yıllarca ilim ve edep öğretip feyz saçtı. Kerametleri her yere yayıldı. Huzuruna gelenler her ne kadar inkarcı da olsalar, mutlaka onun feyz ve bereketine kavuşur, başka bir hal kazanırlardı. 1719 (H.1132) senesi Rebi’ul-evvel ayının on ikinci günü İstanbul’da vefat eden Murad-ı Münzavi’nin cenaze namazı büyük bir kalabalık tarafından kılınıp, Edirnekapı dışındaki, Münzavi Camii karşısında Sultan Birinci Mahmud Hanın şeyhülislamlarından Ahmed Ebü’l-Hayr Efendi tarafından yaptırılan medresenin dershanesine defnedildi. Murad-ı Münzavi’nin (rahmetullahi aleyh) kabrini ziyaret edenler, orada ruhani bir zevk ve lezzet duyarlar. Murad-ı Münzavi hazretleri buyuruyor ki: Allahü teala insanın yüreğine ruh aleminden bir gönül yani kalp yerleştirmiştir. Bu gönlün; bilmek, tanımak, istemek, sevmek gibi hususiyetleri vardır. Mesela bu gönüle birbirine zıt iki şeyin sevgisi sığmaz. Bu gönüle; kendisini yaratanı bilmek, O’nu sevmek, rızasına kavuşmayı arzu etmek, Allahü tealanın rızasına kavuşmanın yolu olan Resulullah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) her bakımdan tabi olmak, O’ndan başka her şeyden alakayı kesmek, bu geçici dünyada kalp huzuru içinde vakti Allahü tealaya ibadetle geçirmek ve Allahü tealanın rızasına muvafık şekilde konuşmak layıktır. Murad-ı Münzavi’nin eserlerinden bazıları şunlardır: 1) El-Müfredat-ül Kur’aniyye Tefsiri, 2) Silsilet-üz-Zeheb fis-Süluki vel-Edeb, 3) Risale fit-Tasavvuf.


İçimden bir yuh dedim kendime.İstanbuldaymış birde.Belki duymuşumdur hatta gitmişimdir ismi o zamanlar ilgi mi çekmemiştir.( avut kendini yine..).Ayıp yahu..! En kısa zaman detaylı araştırılmalı..!
Neyse mesajı atan arakdaşa da sevgiler.(:.Mutlu oldum,düşünmüş mesaj atmış felan filan.İncelik bence.(:

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Kim acaba o arkadaş...?(:

münzevi kişilik dedi ki...

biLmem..(: